''Meyhanelerde ve barlarda Peygamber Efendimizi anlatıyorlar'' üzerine bir post


http://islamianaliz.com/haber/meyhanelerde-ve-barlarda-peygamber-efendimizi-anlatiyorlar-45655


Bu yazıyı dün ağlayarak okudum. Çok değerli geldi.


Ve bana her hatırladığımda içimi acıtan bir olayı hatırlattı.

Bir kaç yıl önce okul çevresinde yaşarken gece bir arkadaşımla eve yürüyorduk. Yanımızdan sallana sallana genç bir adam geçti. Bir elinde litrelik kola şişesi, ama içindeki kola değil. Biraz ileride durdu. Sonra geri döndü. Hem o saatte etrafta kimseler olmadığı için hem adam ayakta zor duracak kadar sarhoş göründüğü için çok tedirgin olduk. Adam 'Pardon, bişey sorabilir miyim ben dine dönmek istiyorum ne yapabilirim' dedi. Bizden hemen o an çözüm beklediği, ona belki de sihirli bir şeyler söylememi istediği o kadar belliydi ki. Hayatımda hiç alkollü birilerinin etrafında bulunmamıştım, bu beklenmedik karşılaşmadan korkmuştum, ve bu acil talebe nasıl karşılık vereceğimi bilmiyordum ve o saatte dışarıda olduğum için suçluluk hissediyordum. Bi yandan zararsız görünen bu abiye o haliyle nasıl yardımcı olacaktım? 'Tamam, siz şimdi evinize gidin kendinizi daha iyi hissedince yarın gündüz vakti mesela bir camiye gidin orda size yardımcı olurlar. Allah dine dönmek isteyene yardımcı olur tövbeleri kabul eder ama önce daha iyi olmanız lazım' minvalinde şeyler söyledim. Sarhoşsun diyemedim. Normalde böyle bir durumda yapacağım şekilde bu konuları konuşmak üzere bir iletişim bilgisi vermedim (yabancı bir adam sonuçta!). Bana öyle bir hayalkırıklığı ile baktı ki...O bakışı sanırım hiç unutmayacağım. 'Başından savdın ya' dedi ve tekrar sallana sallana gitti. Günlerce başka ne yapabilirdim diye düşündüm durdum. Kendim de 'sihirli dokunuş' aniden gelen bir kendini düzeltme isteğinin, yakın olmak istediğine uzak kalmanın ne demek olduğunu bilirim. Aynı zamanda gerçek hayatın ne kadar da böyle sihirli anlar dışında emekle, akılla, gönülle inşa olduğunu görecek kadar da yaşamak nasip oldu hamdolsun.


Uzattım. Velhasıl, haberdeki insanları okuyunca, inşallah o abiye de bir ulaşan, istediği şekilde hayatının değişmesine, Rabbiyle ilişkisinin gelişmesine vesile olan olmuştur. Hidayet Allah'tan, muhakkak. Bizler gözden ırak bıraktığımız, takvayı arzulayan müslüman kardeşlerimize ulaşmaktan, onlara hangi kapıları kapatıp hangi kapıları açtığımızdan sorulacağız. 'Arkadaş' peygamberi (sav) tanımayı, Ona gelen hak mesajı yaşayıp anlatmayı nasip etsin Allah. Tebliğin de sınıfı, ortamı, jargonu oluşması beni düşündürüyor.

Mahallede derdinin ne olduğunu bilmediğimiz ağzı bozuk, sarhoş vs. falan amcadan ziyade sarışın mavi gözlü Alexlere, Elalara hep birlikte mesajı anlatmaya çalışmamızı ilginç buluyorum. Hepsi lazım. Ama önce komşumuzdan sorumluyuz. Kadın- erkek çok işimiz var. Özellikle genelevler meselesinde inisyatif almamanın bedelinden çok korkuyorum. Buradaki imanlı (ve imansız) kadınlara her türlü eziyeti reva gören 'Müslüman erkek'lerle dışarıdaki 'normal, görünür' hayatlarında ahiret hesap kitabını çok yanlış tutuyor oluşumuzdan çok korkuyorum. Bunları konuşmanın vakti hala gelmedi mi?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MONOLOGUE : stories of a broken Abd-al-lah

DAY FIFTY ONE of Aye.

Balığın Karnı